Hava Durumu

GÖZDEN UZAK, GÖNÜLE YAKIN “KELES”

Yazının Giriş Tarihi: 21.03.2023 23:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.03.2023 23:28

Eskiden, çok eskiden, Keles’ten Bursa’ya gelmek neredeyse 20 saatini alırmış dedelerimizin yürüyerek. Allah tabana kuvvet verirmiş ve bitermiş o yol, ama ne bitmek… Neredeyse tam bir gün, hele bir de az biraz yükün varsa yürü Allah yürü... Öyle şimdiki gibi yol yok, iz yok derdi dedem, keçinin bile zor yürüdüğü patikalardan geçerlermiş, ama kestirmesiymiş 20 saat! Ha bir de kışı var tabi, onu anlatırken sesi titrerdi dedemin. Yol üstünde birkaç köyde durup dinlenirlermiş, hatta geçtikleri köylerden bazen sipariş bile alırlarmış, hani nasılsa Bursa’ya gidiyorsun, şurada şu var alıver sana zahmet diye. Bu şekilde kazandığım çok ahpablar oldu derdi dedem.  Bazen Bağlı köyünde konaklarlarmış, yemek, uyku vs… Sen hiç tanımadığın birini evine al, doyur, misafir et, ikramlarda bulun.. Ne misafirperverlik ama…

Bursalı olup, Bursa’yı görmeden ölen çok kişi vardır derdi dedem… Nasıl görsün ki.. 20 saat öyle her babayiğidin harcı değil gibi.

Siz çok şanslısınız, hiç sıkıntı görmüyorsunuz çok şükür, okula servisle gidiyor, üşüdünüz mü kombinin ayarını biraz yükseltiveriyorsunuz derdi hep…

Dedem tüm bunları anlatırken korkardım ben, bir an için o tarihleri hayal eder, kendimi bir anda gecenin zifir karanlığında ormanın içinde tek başıma yürürken bulurdum, kurt, kuş sesleri arasında, aman allahım! Çocuk aklı işte…

Yine bir kış günü... Dedemin arabayla çiğnemeye kıyamadığı, az bozuk bir yer görse için için üzüldüğü yollara düştük. Uludağ’ın güneyi yine giymiş gelinliğini, saf, temiz, berrak, bembeyaz. Dereler şırıl şırıl akıyor, bacalar tütüyor. Tam bir kartpostal yani.

Arabanın camından dışarısını seyrediyorum, vay be diyorum kendi kendime, bitermi bu yol yürüye yürüye? Ben bunları düşünürken yol çabucacık bitmiş bile ve gelivermişiz kiraz ve çilek diyarı Keles’e… Bu gelişimde bir kez daha fark ettim ki memleketimi tanımıyorum, bilmiyorum kimiz, neyiz?

Memleket nere sorusuna Keles derim hep, ne demek olduğunu tarihini bilmediğim halde. Yani sorsalar öyle kalacağım.

Öğrendim artık, Keles ne demek, nasıl şanlı bir geçmişi var, kimler yaşar, ne yer ne içerler…

Avrupa şehri kokartı almış Bursa’nın 17 ilçesinden biridir ve nüfus yoğunluğu olarak 15. sırada yer alır. Üzülerek söylemeliyim ki günden güne eriyen bir nüfusa sahip Keles’in 2022 yılı verilerine göre nüfusu 11.000’dir. Bu nüfusun yaklaşık ¼’ü ilçe merkezinde, kalanı ise kırsal mahallelerde yaşamaktadır. 1950’li yıllardan bu yana ilçe merkezinin nüfusu düzenli olarak artmış, köy ve toplam nüfus ise aynı oranda azalmıştır.

Nüfus azalmasına sebep olarak sosyo-ekonomik sorunlar başı çekmektedir. Nasıl çekmesin ki? Kapanan resmi kurumlar, turizmde istediği ivmeyi yakalayamamış olmaması, topoğrafik yapının profesyonel çiftçiliğe elverişli olmaması.. Bu liste daha da uzayabilir.

Tarih araştırmalarında da hakettiği ilgiyi göremeyen Keles’in izine, bilinen en eski Türk lugâtı  olan Divanü Lugât-it-Türk'te  rastlanmaz. Ancak; W. Radolf'un ve A. Vambery'nin Çağatayca sözlüklerinde "Keles" kelimesinin anlamı "bir tür kertenkele" olarak verilmektedir. Şemseddin Sami'nin Kamus-ı Türki adlı sözlüğünde "Kelas" kelimesinin anlamı da "kertenkele" olarak zikredilmektedir. Ayrıca; "Keles" in halen Kazak Dili'nde bir kertenkele türünün, Çağatay Türkçesinde de  bir sincap türünün adı olarak kullanıldığı kaynaklarda ifade edilmektedir.

Keles ve civarı milattan önceki devirlerden itibaren çeşitli devletlerin ve uygarlıkların  hakimiyeti altına girmiştir. Yöre; Etilerin, Friglerin, Lidyalıların, Bitinyalıların, Romalıların ve Bizanslıların himayesinin ardından ilk kez 1075 yılında Anadolu Selçukluları döneminde Türklerin eline geçmiş ancak kısa zaman sonra 1097 yılındaki  I. Haçlı Seferi sonunda  Bizanslılarca geri alınmış ve bundan sonra da Osmanlılara kadar Bizans sınırları içinde kalmıştır.

Keles ve civarında; eski uygarlıklara ait süs eşyası, sikke-para, mühür, erzak küpü vs. gibi küçük eşya ile kilise, tapınak, hamam gibi bina kalıntısı oldukça fazladır.

Eldeki bulgulara göre en eski yerleşim yerleri; Belenören, Akçapınar ve Uzunöz köyleri arasındaki bölge, Küçükkovacık ve Baraklı civarıdır. Yapılan araştırmalar neticesinde bu bölgenin Roma Devri olarak  adlandırılan dönemde (M.Ö. 395-M.Ö.65) Kral Yolu denilen işlek ve önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunduğu tespit edilmiş, ayrıca  Kocasu'ya hakim bir tepe üzerinde oldukça büyük bir  tapınağın varlığı ortaya çıkarılmıştır.

13.yüzyıl başlarında Anadolu'ya gelen Ertuğrul Gazi ve ona bağlı yörük aşireti Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad tarafından kendilerine Söğüt yaylak, Domaniç kışlak olarak verilmek suretiyle Ankara'nın batısına Karacadağ denilen bölgeye yerleştirilmiştir. Bu şekilde Anadolu'nun Bizans sınırına yerleşen Ertuğrul Gazi burada fetihlere başlamış ölümünden sonra oğlu Osman Gazi de bu fetihleri devam ettirerek geniş bir bölgeyi yurt edinmiştir. Bu dönemlerde Keles ve civarı da Osmanlıların hakimiyetine geçmiştir. 1360-1385 yılları arasında ilçe merkezinde bir hamamın ve bir camiin yapılmış olması buna delalet etmektedir. Zira; han, hamam, cami vs. gibi yerler yerleşimin göstergesidir.

İlçe civarı gerek Osmanlı döneminde gerek sonrasında mühim bir düşman işgali görmemiştir. Ancak; 8 Temmuz 1920'de Bursa'yı işgal eden Yunanlılar bir yıl sonra 10 Temmuz 1921 tarihinde Keles'e de bir karakol açmışlar, ilçeye gelen Yunan Müfrezesi bir müddet Cuma Mahallesi'nde daha sonra da Yenice Mahalle'de karargah kurmuştur. Yunanlıların Keles'e asker göndermelerinin en önemli sebebi; dağ yöresindeki milis kuvvetlerini sindirmek ve özellikle Bursa'nın Ankara ile olan haberleşme bağlantısını kesmektir. Zira; işgal süresince Bursa'nın Ankara ile olan haberleşmesini Tavşanlı ve Kütahya üzerinden dağ  yöresindeki milis kuvvetleri sağlamış, bu yörenin işgalinden sonra Bursa'nın Anadolu ve Ankara ile olan haberleşme bağlantısı tamamen kesilmiştir. Yunanlılar; Canip Efe, Topal Sadettin Efe, Kabakçı Salih Efe ve İbrahim Efe'ye bağlı  milis kuvvetlerinin gayretleri neticesinde yörede mühim bir zarar veremeden Büyük Taarruz'dan sonra ilçeyi boşaltmışlardır.

"Keles" adının bir yer adı olarak Anadolu'ya Orta Asya'dan getirildiği düşünülmektedir. Zira, halen Orta Asya'da Kazakistan ve Özbekistan  sınırları içinde "Keles" adlı coğrafi birimler (nehir, kaza, köy, harabe bir şehir merkezi) mevcuttur. Özbekistan'ın Kuzey Taşkent Vilayeti'nde yer alan Keles Kazası ise şu anda bu vilayetin merkezi olarak varlığını sürdürmektedir. Yine Taşkent'in 40 km. kuzeyinde aynı adı taşıyan küçük bir köy vardır. Tüm bunlardan da anlaşılıyor ki ilçemizin ismi Orta Asya Kaynaklıdır. Ayrıca  kalbinin yöre için attığına şahitlik edeceğim, yöremizin değerlerinden kıymetli hocam, Metin Tekin YILMAZ ve kıymetli evladı Aybars üstadım yakın zamanda uzaklardaki Keles’ten bizlere el sallamış ve kalbimizin oralarda atmasına vesile olmuşlardır.

Anadolu'da ilçemizden başka asıl adı Keles olan üç yerleşim yeri daha vardır. Bunlar; İzmir'in Kiraz ilçesi, Ordu'nun Ünye ilçesine bağlı Çınarcık Köyü ve Antalya'nın Kumluca İlçesi Kuzca Köyü'ne bağlı Keles Mahallesi'dir. Kiraz ilçesinin adı Cumhuriyetin ilk yıllarında, Çınarcık Köyü' nün adı ise 1966 yılında değiştirilmiş ve bugünkü halini almıştır.

İlçede geçim tamamen tarım, hayvancılık ve orman ürünleri üretimine dayalıdır. Genel olarak karasal ve sert bir iklim hâkim olduğundan ancak bu iklim şartlarına uygun ürünler yetiştirilebilmekte, arazinin dağlık ve engebeli olması tarımda verimi azaltmaktadır. Yetiştirilen ürünlerin başında tahıl ürünleri ve baklagiller gelir. Toplam tarım arazisinin ancak 1/6'sı sulanabilir arazi niteliğinde olan Keles'te sulama amaçlı bir takım göletler yapılarak sulanabilir arazinin çoğaltılmasına çalışılmaktadır. Sulu arazisi olanlar için son yıllarda çilek ve kiraz yetiştiriciliği önem kazanmıştır. Bunun yanında aromatik bitkilerinde popülerliği artmıştır.

Yörede küçük ve büyükbaş hayvancılık da yapılmakta olup en fazla kıl keçisi ve koyun yetiştirilir. Son yıllarda süt sığırcılığına önem verilmiş, ithal ineklerle verim ve kalite arttırılmıştır. Arazisinin % 57' si ormanlarla kaplı olan Keles'te haliyle orman işçiliği ve orman ürünleri üretimi önemli bir geçim kaynağıdır. El sanatları dalında küçük çapta faaliyet gösterilen havlu, halı ve kilim dokumacılığı, demircilik, tüfekçilik, bakırcılık ve kalaycılık diğer geçim kolları arasında sayılabilir.

Keles topraklarını; doğuda İnegöl, güneydoğuda Domaniç ve Tavşanlı, güneyde Harmancık, batıda Orhaneli, kuzeyde Osmangazi ilçeleri çevirir. Bursa'nın orman bakımından en zengin ilçesidir. İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği  1.050 m. olup en alçak yer Yazıbaşı Köyü'nün Kocasu kıyıları (500 m.), en yüksek yer Tepel Tepesi (2.052 m.) zirvesidir. Bölgede irili ufaklı pek çok akarsu bulunmakla beraber bunların en büyüğü ve en önemlisi Kocasu' dur. Kocasu; Kütahya Gediz yakınlarındaki Murat Dağı' nın kuzey yamaçlarından Örencik' ten doğar. Yörenin ikinci büyük akarsuyu olan Nilüfer Çayı birkaç küçük derenin birleşmesiyle oluşur. Bu çayın üzerine Bursa'nın içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere Doğancı ve Nilüfer Barajları inşa edilmiştir.

Yörede birkaç maden çeşidine de rastlamak mümkündür. En zengin maden yatağı Harmanalanı Köyü yakınlarındaki linyit ocağıdır. Davutlar Köyü civarında da oldukça büyük linyit rezervi bulunmaktadır. Özelleştirme sonrası atıl durumda olan işletme yörenin kanayan yaralarından biridir.

Vel hasıl Keles her şeye rağmen görülesi, doğal ve cennetten bir köşedir kalbimizin tahtında.

 

Kaynaklar;

Wikipedia

Bursa Tarim il Müdürlüğü

Keles Kaymakamlığı Resmi İnternet Sayfası

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.